barcelona
sicilya
kopenhag
budapeşte
rodos
londra
halep-antakya-gaziantep
milano ve torino
roma
münih
paris
portekiz
Tüm dünya Paris'e hasta olmakta haklı! Paris'te geçireceğim sadece 1,5 günüm vardı. Uzun uzadıya dolaşamadım, sadece biraz fikir edinebildim. İş gezisi vs. için kısa süreyle orada bulunacaklar için rehber olabilir.

Eyfel Kulesi'ni unutun, orada vaktinizi harcamaya değmez. Roma ve Milano'da karşımıza çıkan uzun kuyruklar Eyfel Kulesi'nde üçe-beşe katlanıyor. Zaten tırmanmaya gerek yok, otobüsten de süper görünüyor.

Çift katlı otobüslerle dolaşmak son derece eğlenceli. Günlük 29 Euro, iki günlük 32 Euro'ya akşam 18:30'a kadar istediğiniz kadar kullanabilir ve istediğiniz durakta inebilirsiniz. Birçok marka altında faaliyet gösteren çift katlı otobüsler, ayrıca Seine Nehri'nde seyreden tekne turları, öğle yemekli-akşam yemekli tekne turları, şarap tadımlı turlar vs. vs. binbir türlü tur var.

Eğer en az bir haftayı Paris'te geçirmeyecekseniz Versailles ve Louvre'u da unutun. Sadece bahçesinde gezinmek 1 saatinizi alır, müzeyi ise en az 3 günde ancak gezerseniz, o da koşa koşa.

Champs Elysee – geniş bir Bağdat Caddesi veya uzun bir İstinye Park. Türkiye'de bu kadar çok ithal mal bulunmadığı zamanlarda, büyüklerimizin hayallerinden biri kuşkusuz Champs Elysee'de alışverişmiş ama artık sağlı sollu mağazalardan ibaret bu caddede vakit öldürmeye değmez. Bir defacık Zafer Takı'na kadar yürümeniz yeterli. Zaten taktan hemen sonra caddenin adı ve havası değişiyor.

Zafer Takı'nı görün. Haritalarda Arc de Triomphe veya Palace de Charles de Gaulle olarak işaretlidir. Champs Elysee'den yukarı doğru çıkarken büyüklüğü farkedilmiyor, yanına geldiğinizde ise karınca kadar kalıyorsunuz. Zafer Takı'nın tarihini okuyun, neden yapıldığını, nasıl yapıldığını, üzerinde yazan isimlerin ne anlama geldiğini, önünde yanan ateşin nasıl 1923'ten beri sönmediğini öğrenin. Napolyon, şehit askerlerini anmak için bu görkemli anıtı yaptırmış. Bu insanların torunları, dedelerinin erkenden göçtüğüne üzülmüşlerdir kuşkusuz ama anıtta ismini okumaktan gurur da duymuşlardır. Zafer Takı'nın terasına çıkın. Caddenin altındaki tünelleri kullanarak takın hemen altına gidebilir, 250 basamak merdivenle terasa çıkabilirsiniz. Paris'in 12 ana caddesi bu meydanda birleşiyor, Eyfel Kulesi'nden çektiğinizden daha güzel resimler çekebilirsiniz.



Palace de la Concorde meydanı...Ucu bucağı olmayan bir meydan. Dört yanında yer alan, Fransa'nın en büyük şehirlerini temsil eden kadın heykelleri, ortasındaki süslü, pırıltılı çeşmeleri, Mısır'dan getirilen altın varaklı dikilitaşıyla nefes kesiyor. Hernekadar bu dikilitaş Fransız İhtilali sırasında 14. Lui'nin giyotinle idam edildiği yer olsa ve ihtilalin en kanlı çarpışmaları burada yaşanmış olsa da...Amerikan Konsolosluğu ve Louvre'a ait Tuileries Bahçesi de bu meydanda bulunuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paris'teki park sayısı 400. 1660'larda inşasına başlanan Jardins des Tuileries'in toplam alanı 25 hektar! Yirmi beş hek-tar….Ortasında bir kocamaaaaaan yuvarlak fıskiyeli bir havuz, ördekler... Etrafında minik sandalyelere millet serilmiş, kitap okuyor, sohbet ediyor, güneşleniyor. Herkes kendi halinde, kimse kimse karışmıyor, gürültü yok, bağıran-çağıran, mangal yapan, çimlerde top oynayan yok. Bu uçsuz bucaksız bahçe içinde çocukların top oynayabileceği alanlar ayrıca düşünülmüş. Spor yapılabilecek, yemek yenecek alanlar da geniş geniş ayrılmış. Heykeller, yüzlerce yıllık ağaçlar, nefis çiçekler… Ağaçlar hışır hışır rüzgarda sallanıyor. Burası Güneşin Oğlu'nun kendi bahçesi….İnsanı düşündürüyor:



 

 

 

 

 

 

Birisi lütfen bana halka açık en büyük parkımızın yüzölçümünü söyler mi? Bir-iki park, kasır var, evet. Topkapı Sarayı'nın ilk sarayımız olduğunu düşünürsek, Sultanların Sultanı, Akdeniz'in,Karadeniz'in, Rumeli'nin, Anadolu'nun, Karaman'ın, Rum'un, Zülkadriye'nin, Azerbaycan'ın, İran'ın, Şam'ın, Halep'in, Mısır'ın, Mekke ile Medine'nin, Kudüs'ün, bütün Arabistan'ın, Yemen'in ve daha nice memleketlerin Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın Gülhane Bahçesi'nin haline bakınız. Virane. Dolmabahçe Sarayı'nın bahçesine ne oldu? Otel. Ihlamur Kasrı'ndaki asırlık ağaçları alerji yapıyor diye kestiler. Paris'teki ağaçlar polen alerjisi mi yapmıyor, yoksa insanlar alışıyor mu, bilmiyorum. 

Başka bir park, daha doğrusu orman. Bois de Boulogne. İmaparator Napolyon'un kuzeni olan III. Napoleon'un yaptırdığı parkın genişliğini yazacağım ama atıyorum sanacaksınız: 85 hektar! İçinde Paris'in en pahalı ve geniş restoranları, ayrıca mahalleler, manejler ve av sahası bulunan bölgede geceleri ilgi(!) arayan hanımlar ve beylerin dolaştığı görülebilir. Ayrıca Paris'in en hip gece klüplerinden biri de bu ormanda.

Gece hayatı İstanbul'a çok benziyor. Kılık kıyafete önem veriyorlar, girişte davetli listeleri var, kapıdan çevrilmek kuvvetle muhtemel. Yer ayırmak istiyorsanız şişe satın almanız lazım vs. vs. Siz iyisi mi gece çıkacaksanız, kaldığınız otelin conciergeinden veya varsa Parisli bir arkadaşınızdan kapıyı ayarlamasını rica edin.

Notre Dame Kilisesi. Avrupa'nın en büyük gotik kiliselerinden biri. Ününü biraz da Victor Hugo'nun romanına borçlu. Bu binanın da kulesinden terasa çıkmak mümkün.


Quarter Latin, Sorbonne Üniversitesi ve diğer üniversitesinin bulunduğu meydan. Eskiden burada dolaşan ahali hep Latince konuştuğu için, halk bu ismi vermiş. Gitmedim ama mutlaka tavsiye ediliyor.

Montparnasse, sanatçıların ve minik restaurantların bulunduğu, Paris'in en eski semtlerinden biri. Champs Elysee'deki devasa, 60 daireli apartmanlara tezat, burada minik 2-3 katlı evcikler görülüyor. Bir tepenin üzerinde, Sacre Coeur Bazilikası da bu bölgede. Tipik Fransız tarzı kırmızı-beyaz kareli örtüleriyle, 3-5 masalı restoranlar, minicik sanat galerileri ile bolca hediyelik eşya dükkanının bulunuyor. Mutlaka gezilmeli, hava müsaitse açık havada yemek yemenin keyfine varabilirsiniz.

Restaurantlar pahalı, düzgün bir yemek kişi başı 60 Euro'dan az tutmuyor, şanslıyız ki nefis şarapları çok ucuza içmek mümkün. Bütçesine dikkat edenler için peynir tabağı ve şarap en iyi alternatif. Restoranlarda %15 servis ücreti hesaba dahil.

Büyük oteller çok pahalı. Fakat önceden ayarlayabileceğiniz stüdyo dairelerde kişi başı 90 Euro'ya oda bulmak mümkün. Bunun için yabancı sitelerden araştırma yapmanızı tavsiye ederim. Ulaşım sistemi muhteşem, metronun gitmediği yer yok, ucuz, ayrıca otobüse de binebilirsiniz. Bu yüzden kalacağınız yerin merkezde olması şart değil.

Giyim de çok pahalı. En basit elbise 200 Euro. Bu nedenle insanlar Paris'in dışında Disneyland'a yakın olan outlet köyüne gitmeyi tercih ediyorlar. Bölgeye ulaşım özel servislerle sağlanıyor. Alışveriş köyünde en pahalı markaları %40 civarı indirimle satın almak mümkün, velakin 1000 Euro'ya satılan basit bir elbiseyi, 500 Euro'ya alsanız kaç yazar...



 

 

 

 

 

Paris'te nezakete bir parça özen göstermek faydalı olabilir. Derbeder, cahil turist imajı en takdir edilen şey değil. Çünkü halk, kafileler halinde akıp heryeri gürültüye boğan Amerikalılar'dan bezmiş durumda. Bir-iki kelime Fransızca, sadece “Merhaba, teşekkür ederim, İngilizce biliyor musunuz, güle güle” bile son derece hoşlarına gidiyor. Yol soracağınız zaman söze Tarzanca Fransızca ile başladığınızda dostane yanıtlar alıyorsunuz. Aynı şekilde Parisliler'in özenerek gittiği akşam yemekleri ve gece klüplerine şık giyimli gitmek yerel halka daha saygılı bir davranış. Dünyanın en turist canlısı milletlerinden biri olan bizler, kaba bir davranışı aklımıza bile getirmeyiz; velakin bu konuda hassas olduklarını okudum.

Son olarak Fransızlar çok flörtöz ;) Beğendiklerini iltifatlarla belli etmeye, sohbet fırsatı yaratmaya bayılıyorlar. Yolda şöyle bir gözlüğü indirip baştan aşağı süzmekten, vitrine bakan müşterinin koluna girip şampanya ikram etmeye kadar işi götürebilirler ;)

Linkler:
Paris'teki tüm anıtlar: http://www.monuments-nationaux.fr/en/
Tüm müzeler: http://www.museums-of-paris.com/index.php