|
|
 |
 |
Kuzey'in huzurlu ülkesi
İskandinav ülkelerinin arasında en huzurlu, en güzel ve en uygar ülkesi hiç şüphesiz Danimarka´dır ve bence bu sebeple de en güzel şehirlerin başında da Kopenhag geliyor.
Bence tarihiyle, huzuruyla güzel bir şehir. Eski binaları, sokakları çok güzel korumuşlar. Şehir merkezinde tek bir yeni bina göremezsiniz... Şehrin merkeze oranla nispeten salaş yerlerinde binaların üzerindeki tarihler 17. yüzyıl... Bizde olsa paha biçilemez... orada sıradan bir mahalle olmuş sadece.
Herşeyden önce Kopenhag, kuzey kültürüne uygun biçimde klasik bir kültür şehri. Şehire yayılmış 80 adet müze var. Öyle sıradan zannetmeyin, hepsinde değişik anlayışlara hitap eden sanat eserlerini bulabilirsiniz. Tabii ki gösteri sanatları da şehirde önemli bir yer tutuyor. 300-400 yıllık devasa salonlarda opera, müzikal vs. izlemenin keyfi bambaşka.. Kendinizi gerçekten de o devirde hissediyorsunuz.
Tabii ki Danimarka da bir kraliyet ülkesi ve bu sistem daha az etkin de olsa devam etmekte. Danimarka´nın şu anda çok zarif bir kraliçesi var. O İngilterede kraliyet ailesine karşı olan antipati burada tam tersine bir tutku halinde. Kraliçeden, prenslere hatta gelinlere kadar halk adeta tapıyor onlara...
Laf aramızda ülkede gelinlere karşı bir infial olmadı değil. Bir prens Çinli ile, diğeri de 2004 içinde belki hatırlarsınız Avustralyalı televizyoncu kadınla evlendi. Hatta öyle bir içerleme var ki aslında, Çinli prensesi ifade ederken kulaandığımız “Chinese princess” kelimesine hemen tepki verip, “not Chinese, princess from Far East” diyorlar... e koymuş belli.. haksız da değiller... Ülkede o kadar güzel kız var ki... Ben olacaktım ki o ülkenin prensi... bilmiyorum artık..
Neyse bu aile şehrin göbeğinde Amalienborg Sarayı´nda yaşıyorlar. Ülkedeki rahatlık abartı seviyesinde olduğu için neredeyse kapıyı çalıp ben kahvaltıya geldim deseniz alacaklar içeri. Öyle etrafında koruma, asker, ıvır zıvır yok. Tehlike duygusu yok adamlarda... bir an öyle imreniyor ki insan hayatlarına...
Şehir dümdüz bir şehir... İçinde dolaşırken şehri bir uçtan diğer uca yürüsem yorulmam diyorsunuz.. ki zaten doğru... bu yürüyüş taş çatlasa 1-1,5 saat sürer ancak... şehir küçük kalmış.... arkadaşlar ülkeyi kurmuş, geliştirmiş ama havasından mı ne çoğalmayı unutmuşlar... Koca Danimarka sadece 5 milyon kişi. Kopenhag ise 1 milyon.
Bisiklet ulaşımında çok önemli bir yer tutuyor. Mesafe uzun olanlar için ise otobüs bulunmaz nimet. Bizdeki en dolu hattın geldiği süreden çok daha kısa sürede bir sonraki otobüs geliyor.. Zaten araba almak akıl karı değil. Devlet buna özendirmemek için taşıt vergilerini abartmış. Bunun sebebi şehir eski olduğu için içinde araba park edecek yer yok. Çoğu sokağı tek yön yapıp, sağ şeridi parka ayırmışlar, onları da o sokakta oturanlar büyük paralar vererek şahısları adına alıyorlar. E hal böyleyken herkes yaşasın bisiklet, ne güzeldir otobüslerimiz şarkıları eşliğinde işe gidip geliyorlar.
Şimdilerde metro yaptırmaya çalışıyolar ama bir İtalyan firmasına vermişler. Adamlar durmadan ileri attı tarihi. Bunlar da iyi insan oldukları için olmaz dahi diyemeyip, adamların insafına bıraktılar kendilerini. Bilmiyorum belki şimdilerde bitmiştir. Tek diyebileceğim gün itibariyle 4 yıl gerisindeler verdikleri taahhütün.
Dedim ya karşılık veremiyorlar...Yeri gelmişken açayım. Bu ülkede insanların kötü düşünme yeteneği, yahu acaba bi kıllık yapar mı bana mantığı olmadığı için, gerçekten de böyle bir durumla karşılaşınca nasıl davranacaklarını bilmiyolar. Söz onlarda senet gibi. Bizde şimdi kanunla çıktı tüketici hakları. Onlarda kanun olmasa bile gidip deseniz ben bunu senden aldım, bayat, bozuk çıktı... a çok pardon deyip hemen değiştirirler.
Hatta olayın doruk noktasını dayanamayıp anlatıyorum. Zamanında, taa çiçek çocuklar zamanında, kimi tipler ülkede dellenmişler, ülkede askeriye, savaşma kültürü olmadığı için uzun süredir kullanılmayan bir askeri bölgeyi işgal etmişler. Devlet kesinlikle bu tarz protest davranışlara alışık olmadığı için bu arziyi boşaltmalarını rica etmiş. Tabii ki kimse boşaltmamış, ve o günden sonra burada bu insanlar bir koloni kurmuşlar kendilerine. Bir kurtarılmış bölge olduğu için içeride uyuşturucu bulmanız da çok zor değil. Hoş, polis düzenli olarak baskın yapıyor ama ondan başka bir ağırlığı yok. Kopenhag´a yolunuz düşerse muhakkak Christiania´yı görmeye gidin..
Şehirdeki her şeyi görmenin en kolay yolu şehrin içini saran kanaldan yapacağınız kanal turu. Tarihi ve önemli yerleri orada görüp, kendi kafanızdan görmek istediğiniz yerler için bir tatil planı yapabilirsiniz.
Bundan sonrası için bir kaç tavsiye sıralayabilirim...
Müzelere meraklıysanız devletin sanat müzesi Statens Museum for Kunst ve National Museum mutlaka gitmeniz gereken yerler.
Alışverişe meraklıysanız bizim İstiklal Caddesi gibi yürüme yolu olan Stroget (uydurmuş ta olabilirim) adında bir caddeleri var. Her türlü dükkanı bulabileceğiniz gibi Illum ve Magasin adında iki büyük alışveriş merkezi var. Eğer ki indirim zamanına denk gelmişseniz, sakın kaçırmayın. Çünkü orada indirimler gerçekten indirim... Burada bulacağınızın yarı fiyatına düşen şeyler göreceksiniz.
Alışverişinizin ortasında bir mola vermek isterseniz Cafe Norden´da meşhur açık sandviçlerden yemenizi öneririm. Deniz ülkesi olduğu için bolca somon yeme şansınız olacak ama emin olun bizdeki donmuş somonlar ile alakası yok oradaki taze balıkçıkların.
Yola devam etmek isterseniz ve de hava fena değilse hayvanat bahçesine mutlaka uğrayın. Gayet geniş ve bol vahşi hayvanlı bir kolaj yapmışlar. Belgesel sevenler için iyi bir gezi imkanı oluyor.
Ayrıca Kopenhag´ın adeta kalbi olan Tivoli Gardens´a mutlaka gidin. Hatta diğer hiç bir yere gitmeyin oraya gidin. Şehrin içinde kalmış güzel ağaçlık bir yer olmasının yanısıra içinde eğlence parkı, roller coaster vs. tarzı imkanlar var. Buralarda midenizi ağzınıza getirmişken, tekrar indirebilmek için yerine güzel yemek yiyebileceğiniz hoş restoranlar mevcut. Restoran konusu açılmışken genelde Kopenhag´daki restoranların hemen hepsi güzel. Ama tesadüfen bir Moğol restoranının önünden geçerseniz, kesinlikle orada yiyin yemeğinizi. Pişman olmayacaksınız.
Her neyse dönelim Tivoli´ye. İçinde ayrıca halka açık konserler, gösteri yapanlar var. Adeta bir panayır yerini andırıyor. Sabahtan girip akaşama kadar sürecek eğlenceli bir gün geçirebilirsiniz. Yanlız tabi ne zaman? Kış hariç tüm yıl. Çünkü kışın Noel ve özel tatil günleri haricinde Tivoli kapalı.
Son bir kaç bilgi olarak ülkeden bahsedersek ¡ sosyalist bir devlet olması sebebiyle eğitim ve sağlık tamamen bedava. İklimi tipik kuzey iklimi, yani insanı yanıltmıyor. Kışları doğal olarak soğuk geçiyor. Yaz ve bahar ise güzeldir. Tabii ki bahar da ceketinizi de yanınızda taşımanız daha doğru olur.Yazı bir güzelliği ise güneşin çok geç batması. Yaklaşık saat gece 22:00 gibi güneş batıyor, daha doğrusu hava kararıyor, sabah 4´e doğru da aydınlanmış oluyor. Kışın da bu kadar olmasa da tam tersi bir durum var doğal olarak.
En son olarak ta lisandan bahsedeyim. Adamı öldüren cinsten bir konuşma şekilleri var. Her dinlediğinizde “uyduruyo oğlum bunlar, ne biçim lisan bu” diye düşünüyorsunuz. Nasıl ki Hollandacada insanlar boğazlarını temizler gibi konuşuyorsa, Danca yani Danimarkacada da genel bir öğürme, şimdi üstüne kusacağım havası var. Hiç değişik harf olmamasına rağmen bol yumuşak g´li bir dilleri var. Örneğin sanırım tek yön anlamına gelen “Gagade” kelimesi var. Nasıl okunur bu sizce? Yok o değil... Şöyle olacaktı: “Goğğ-geğğe”.... Hadi buyrun.
Mevsiminizi iyi ayarlayın ve Kopenhag´ı mutlaka görün... buna fazlasıyla değecek bir şehir.
Zahmet Baltan
|
|
 |